Makbul Bir Şükrün 3 Şartı

“Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan tekrar ile
اَفَلاَ يَشْكُرُونَ اَفَلاَ يَشْكُرُونَ وَسَنَجْزِى الشَّاكِرِينَ لَئِنْ شَكَرْتُمْ لاَزِيدَنَّكُمْ بَلِ اللهَ فَاعْبُدْ وَكُنْ مِنَ الشَّاكِرِينَ
[“Hâlâ şükretmezler mi?” (Yâsin Sûresi, 36:35, 73.)
“Şükredenleri elbette mükâfatlandıracağız.” ( l-i İmrân Sûresi, 3:145.)
“Şükrederseniz nimetimi elbette arttırırım.” (İbrahim Sûresi, 14:7.)
“Yalnız Allah’a kulluk et ve şükredenlerden ol.” (Zümer Sûresi, 39:66.)]
gibi âyetlerle gösteriyor ki, Hâlık-ı Rahmân’ın, ibâdından istediği en mühim iş şükürdür.
Furkan-ı Hakîm’de gayet ehemmiyetle şükre davet eder. Ve şükür etmemekliği, nimetleri tekzip ve inkâr suretinde gösterip, فَبِاَىِّ آلاَءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ( “Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edersiniz?”) fermanıyla, Sûre-i Rahmân’da şiddetli ve dehşetli bir surette otuz bir defa şu âyetle tehdit ediyor, şükürsüzlüğün bir tekzip ve inkâr olduğunu gösteriyor.” (Risale-i Nur)
Peki sonsuz rahmetiyle bize hadsiz ihsanlarda bulunan Rabbimiz’in bizden istediği kulluk görevimiz olan şükrün şartları nelerdir?

1) Nimetleri doğrudan doğruya Allah’tan bilmek

nimetleri Allahtan bilmek

Biz insanlar yüzeysel bakışla ve dar düşünüş ile çoğu zaman dış görünüşe bakar öyle hüküm veririz. Bu yüzden insanoğlunu en çok aldatan şeylerden biri de gözlerinin; aslında sadece aciz perdeler hükmünde olan sebeplere takılıp o sebeplerin arkasında Hâlık-ı Rahmân olan Rabbimiz’i göremeyişidir. Bu yüzden ilk emrin “Oku!” olması çok manidardır. Zira insanın okuyabilmesi için bakması yeterli değildir, görmelidir de.
Allah kullarından nimetlerine nasıl bakmalarını ve neyi görmelerini istiyor diye soruyorsanız Bediüzzaman Hazretleri bu konuyu şöyle anlatır:

“…bu kıymettar harika-i san’at olan nimetler Ehad-i Samed’in mucize-i kudreti ve hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derk etmek fikirdir.

Bir padişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de, zahirî mün’imleri medih ve muhabbet edip Mün’im-i Hakikîyi unutmak, ondan bin derece daha belâhettir.”


2) Nimetlerin kıymetini takdir etmek

nimetlerin kıymetini takdir etmek

Kıymetini takdir etmediğimiz şeye nasıl teşekkür duygusu besleyebiliriz ki? Kıymeti bilinmeyenlerin gün gelip bizi terk etmesi gibi şükür görmeyen nimetler de elimizden gidecektir.
Farkında mıyız? Aslında her sene dünya sofrasına bir deste çiçek gibi baharlar dizen Rabbimiz’in bize sunduğu nimetlerin var olup yetişmesi için bütün kainatın tıkır tıkır işlemesi gerekiyor. Bir elmanın yetişmesi için bütün kainatın kendilerine verilen vazifeyi zerrece emirden şaşmadan yerine getirmesi gerekir. Güneş görevini yapmasa, devasa gök cisimleri o dehşetengiz hızlarıyla hareket ederken yörüngelerinden şaşsa, toprakta mikroorganizmalar, mantarlar görevlerini yapmasa, yağmur her toprağa dokunuşta gökten gerekli olan elementleri toprağa karıştırmasa (ve dahası) ne elma yetişir, ne de yeryüzünde hayatın nuru parlar.
Elma yerken bu kadar ucuz ve kolayca elimizde oluşunun aslında Rabbimiz’in bize şefkatinden olduğunu, yoksa o elmanın bir mucize kadar değerli olduğunu, bizim ise bu nimetlere Allah vermezse elde edebilecek ne gücümüz ne irademiz ne ilmimiz olduğunu unutmayalım ki bu kıymettar nimetlere nankörlük etmeyelim.


3) O nimetlere kendi ihtiyacını hissetmek

kendi ihtiyacını hissetmek

Nimetlerin kıymetini anlamak ve onlara olan ihtiyacımızı derk etmek için elimizden gitmelerini beklememeliyiz. Yoksa muhtaç bir halde onların varlığını ararken tekrar kavuşmaya kalbimizdeki pişmanlığın gücü yetmeyecektir.
Anneciğimizin safi şefkati ve sıcak kucağına ihtiyacımız var.
Her sabah güne başlamak için doğan güneşe ihtiyacımız var.
Uyumaya, yemeye, gülmeye ve hatta ağlamayıp rahatlamaya ihtiyacımız var.
Ellerimize, kollarımıza, bacaklarımızın ucunda en kullanışlı şekilde yaratılmış ayaklarımıza, hassas parmak uçlarımıza ihtiyacımız var.
Nefes almaya ve nefes alabilmek için tükürüğümüze, solunum yollarımıza, ciğerlerimize ihtiyacımız var.
En gizli hatırat-ı kalbimizi bile duyup bize şefkat eden, her ihtiyaç duyduğumuz şeyi bize hizmetkar eden, bilmediğimiz nice ihtiyacımızı bize hiç hissettirmeden halledip bizi nice güçlüklerden koruyup muhafaza eden, birçok defa günahlarımızı örtüp sessizce affeden ve hemen cezalandırmayan, her vakit adını anıp günde en az beş defa secde edip yaklaşmaya muhtaç olduğumuz Rabbimiz’e sonsuz ihtiyacımız var. Allah bizi O’na olan ihtiyacımızı hissetmekle zengin kılsın.

“Allahım! Nimetinin yok olmasından, verdiğin afiyetin (nimet ve sağlığın) bozulmasından, ansızın cezalandırmandan ve öfkene sebep olan her şeyden sana sığınırım.” (Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in duası)


Hiç yorum yok :(

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Poll
Voting to make decisions or determine opinions
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles
Open List
Open List
Ranked List
Ranked List
Video
Youtube, Vimeo or Vine Embeds
Audio
Soundcloud or Mixcloud Embeds
Image
Photo or GIF
Gif
GIF format