Necip Fazıl Kısakürek Hakkında Bilinmeyen 8 Şey

 

 

1) Ailesi ona “Ahmet Necip” adını vermiştir. “Necip” ismi babasının büyükbabasından gelmektedir. Fakat Bahriye Mektebi’ndeki öğrencilik döneminde “Ahmet Necip” olan adı “Necip Fazıl” olarak değişir.

2) Necip Fazıl’ın şair olmaya karar verdiği an:

“Annem hastanedeydi. Ziyaretine gitmiştim… Beyaz yatak örtüsünde, siyah kaplı, küçük ve eski bir defter… Bitişikte yatan veremli genç kızın şiirleri varmış defterde… Haberi veren annem, bir ân gözlerimin içini tarayıp:

Senin dedi; şair olmanı ne kadar isterdim!

Annemin dileği bana, içimde besleyip de on iki yaşıma kadar farkında olmadığım bir şey gibi göründü. Varlık hikmetinin ta kendisi… Gözlerim, hastane odasının penceresinde, savrulan kar ve uluyan rüzgâra karşı, içimden kararımı verdim:

Şair olacağım!

Ve oldum.”

3) Yıl 1934. Necip Fazıl’ın yolu şeyh Abdülhakim Arvasi’nin sohbetlerini yaptığı Beyoğlu Ağa Camii’ne çıkar ve orada tanışırlar. Bu tanışıklık Necip Fazıl’ın hayatını değiştirir ve artık Necip Fazıl İslami kimliğiyle ön plana çıkmaya başlar…  Kendindeki değişikliği de şu mısralarla açıklar:

“Bana, yakan gözlerle, bir kerecik baktınız;

 Ruhuma, büyük temel çivisini çaktınız!”

  4) 1942 kışında askerdeyken siyasi bir yazı kaleme alması nedeniyle mahkum oldu ve ilk kez hapis cezası aldı, Sultanahmet Cezaevi’nde hapis yattı. Daha sonra çeşitli sebepler ile hapis cezalarının devamı geldi. 1981 yılında “Atatürk’e hakaret etmeye meyilli olmak” gerekçesiyle son kez mahkûm edildi. 25 Mayıs 1983’te evinde hayatını kaybetti…

5) İlk büyük vicdan azabı küçük yaşta vefat eden kız kardeşi Selma’ya karşıydı:

“Selma’ya ait bir hatıram sonra sonra beni yakacak hâle geldi. Büyük babamdan kıpkızıl bir lira çeyreği kopardığım bir gün, onu Selma’ya göstermiştim. Yavrucağın elinde ısırılmış, mini mini dişlerinin izini taşıyan bir elma vardı. Lira çeyreği o kadar hoşuna gitmişti ki, o ebediyen mahzun, yahut hüzün ebediyetiyle dolu gözlerini bana dikmişti de:

Ağabey, demişti: bu elmayı sana vereyim de o parayı bana ver! Biraz ısırdım ama, ziyanı yok, değil mi?

Pırıltılı lira çeyreğini vermiş fakat elmayı da almak gibi bir gaflete düşmüştüm. Sonra sonra dövündüğümü hatırlıyorum.

– Ah, niçin lira çeyreğini verdim de hafifçe ısırılmış elmayı kendinde bırakmadım? Niçin “O da senin olsun!” diyemedim.

Hayatımın ilk büyük vicdan azabı budur.”

6) Necip Fazıl’ın yazı hâlini, Rasim Özdenören “Yazı, İmge ve Gerçeklik” kitabında şu sözlerle anlatıyor:

 Sezai Karakoç’un kahvede etrafındaki arkadaşlarıyla bir yandan çayını yudumlarken, bir yandan da yazısını yazdığını, 60’lı yıllarda bu tarzın nerdeyse onun alışkanlığı olduğunu söyleyebilirim Nuri Pakdil’i ise uzun yıllar bir arada bulunmamıza rağmen yazı yazarken hiç görmedim, çünkü kitap okumak da yazı yazmak da onun için özel bir ritüel sayılırdı. Kitap okumak için bile elbisesini giymekten başka kravatını da kuşanır, masanın başına öyle otururdu. Okumaya verdiği değerden ileri gelirdi bu. Rahmetli Cahit’se nerede olsa orada yazardı, onun ritüelleri, en azından yazma konusunda, sanıyorum hiç olmadı. Akif İnan, Nazif Gürdoğan, Alaeddin (Özdenören)… kendine mahsus odası ve ritüeli olmayanlardan. Ama ya, Necip Fazıl? O, kahvenin köşesinde bile yazsa, orayı kendine mahsus bir odaya dönüştürmenin üstesinden gelirdi. Onun, kahvede yazı yazdığını gören birisi olarak söylüyorum bunu. Onu, evinde yazı yazarken de gördüm. Buluşma saatimizden biraz önce gitmiştim evine. Beni salona kabul etti, ama buluşma saatimiz gelinceye kadar: “Hoş geldin.” demedi. Tam buluşma saatinde, kalemi bıraktı ve o zaman: “Hoş geldin!” dedi. Kürsü biçiminde tertiplenmiş, yüksek bir masa kullanıyordu. Ve o salon da sanıyorum kendine aitti.”

 7) Necip Fazıl’dan oğlu Mehmed’e:

Mehmed

Masana 3 şiir bırakıyorum. Onları kopya et! Kağıt da bıraktım. Yarın sabaha isterim. İstanbul’a ineceğim. Kalem de bırakıyorum.

Baban

Uyumadan bitirmiş olacaksın!!!

Kaynak: http://www.nfk.com.tr/

 

Annesi Mediha Hanım’dan:

Oğlum,

Müdür Beyi görmek istedim burada yok imiş bir isteğin var ise söyle. Biz kapıda bekliyoruz. Paran yok ise yanımdaki olanı bırakayım.

Annen

Ve Necip Fazıl’ın cevabı:

Eve git! Onlarla meşgul ol! Dua et..

Oğlun Necib

Kaynak: http://www.nfk.com.tr/

8) Hazır cevaplarıyla bilinen Necip Fazıl, bir üniversite de konferansa katılmış. Çıkıp her zamanki gibi din ve Allah kavramı hakkında konuşmuş. Konuşması bittikten sonra, onunla karşıt görüşlü olan bir Profesör, Necip Fazıl’a “Siz önceden çıkıp farklı şeyler söylerdiniz, şimdi ise o sözlerinize çelişen şeyler söylüyorsunuz. Yazdığınız şiirler hâlâ ezberimdedir. bu ne demek oluyor?” diye sorunca  Necip Fazıl  “Benim geçmişim bir çöplüktür ve çöplükleri sadece köpekler kurcalar.” diyerek cevap vermiş.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hiç yorum yok :(

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Poll
Voting to make decisions or determine opinions
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles
Open List
Open List
Ranked List
Ranked List
Video
Youtube, Vimeo or Vine Embeds
Audio
Soundcloud or Mixcloud Embeds
Image
Photo or GIF
Gif
GIF format