Aşk kelimesi geçtiğinde birçok insan kendince yorumlar bu büyülü kelimeyi. Şimdi bu sayfanın yanına yeni bir sekme açıp baksak Hazreti Google’a ( Oooo Hazreti dedi!) ilk çıkan anlamı “Bir kimseye ya da bir şeye karşı duyulan aşırı sevgi ve bağlılık duygusu” demektir. Tıpkı yukarıda yazdığım Hazreti kelimesi gibi aşk da bir kelime ve senin ona yüklediğin özel anlamla aslında anlam kazanıyor, o kelimeye üflediğin ruhla artık aşk oluyor. Mesela mutasavvıf ve düşünür Mevlâna’nın hayatı ve eserleri aşk üzerine kurulmuştur. Onun gerek Şems ile olan ilişkisinde gerekse dini algılayışında hep aşk ön plandadır. Zira Mevlâna’ya göre her şeyin temelinde aşk vardır. Aşk kelimesini ikinci anlamıyla baktığımızdan olacak ki çoğu zaman Mevlana ve Şems için farklı iddialar atılmış ortaya. (Şimdi yine Google efendiyi açıp ikinci anlamına baktın aşkın belki de. Bakmadın mı? ☺) Mevlana’ya göre insanın dünyaya gönderiliş nedeni aşktır. Cennetten yeryüzüne gönderilen insan, yeryüzünde hep bir arayış içinde olmuştur. Çünkü sevdiğini geride bırakmış, yeryüzü gurbetinde kaybettiği gerçek sevgiliyi aramaya koyulmuştur. Duclos ise Aşk bıkılmayandır. Her şeyden bıkılabilir ama aşktan … hayır.’’ demiş ve belki de bıkmadığı her şeye aşık olmuştur. Böyle düşününce bir değişik oldu sanki bıkılmayan şey deyince aklınıza ilk ne geldi bilinmez ama ben “YEEMEEEK!” diye bağırıyorum. Belli ki aşkımı açıktan ilan ediyorum.☺Henry de Montherlant ise Aşk, ovaları kaplamış olan çok büyük ordulara benzer. Daha dün bütün görkemiyle orada dururken bugün bakarız, yerinde yeller eser.’’ demiştir. Arthur Schopenhauer ise aşkı tamamen ikinci anlamıyla ele alıp “Aşk, insan türünü sürdürmek için bireye kurulmuş tuzaktan başka bir şey değildir.’’ demiştir ve belki de Üstad Bediüzzaman’ın yıllar sonra söyleyeceği söze ışık tutmuştur tabii ki baş kısmını gayr-ı meşru aşk diye düzeltirsek  [Bak bak bakk (Adile Teyze’yi hatırlayanların gözü yaşlı) fizofu düzeltiyor.☺] “Gayr-ı meşru bir muhabbetin neticesi, merhametsiz azab çekmektir.”  Sophocles ise söylediği aşk tanımıyla beni “Acaba Müslüman mı ki?” sorusuyla bir süre baş başa bırakıyor. “Hayatın ağırlığını ve acısını tek bir sözcük unutturur bize, aşk.’’ Tabii burada beşeri bir aşktan söz etmediğini düşünerek bu soruyu soruyorum. Goethe ise ne yapıyorsunuz siz ya dercesine “Aşk, zaman kaybından başka bir şey değildir.” demiştir. Friedrich Nietzsche ise “İnsan arzularını sever, arzuladıklarını değil.” diyerek içinde gizli his duygusuna dikkat çekmiştir. Platon: “Aşk, ciddi bir akıl hastalığıdır.” diyerek günümüz geçlerine birer huni hediye etmiştir. (O zaman dans.☺) İmam-ı Gazali Hazretleri de buyuruyor ki: “Sevgi, gönlün zevk aldığı şeye meyletmesi demektir. Bu meylin kuvvetlisine aşk denir.”

Peki nedir bu” Anladım ki Şimdi Kandırıldık” dedirten bu büyülü kelime? Her şeyden evvel “aşk” fikrî bir mesele değildir; hâlî ve vicdanîdir. Yani matematiğin, fiziğin meseleleri gibi, net ifadelerle anlatılması ve anlaşılması mümkün olmayıp ancak hâlen ve vicdanen bilinir. Bu noktada aşk, subjektif bir karakter arz eder. Yani değişir. Annene, babana, kardeşine, ablana, ağabeyine, eşine, çocuğuna, dostuna, arkadaşına, yemeğe, eşyaya, bilgisayarına, telefonuna vs. aşık olabilirsin ama aşk, Allah’a muhabbet anlamında kullanıldığında belki de anlam kazanır ve ruh üflenir. Aşk, hiçbir karşılık beklemeden sevgiliye [Allahû Teâlâ’ya] tâbi olmak, O’na itaat etmek, O’nun her işini güzel, her eziyetini, her iyilikten daha tatlı görmek ve O’nun dostlarını dost, düşmanlarını düşman bilmek, kısacası O’nun rızası için yaşamaktır. Hadis-i şerifte de buyuruldu ki: Ya Rabbi, kendi sevgini, sevdiklerinin sevgisini, sevgine kavuşturacak işlerin sevgisini nasip et ve sevgini (susuzluktan yananın arzuladığı) soğuk sudan benim için daha kıymetli kıl! [İ.Gazali]

Bir kimse, Allah’ı seviyorsa bilsin ki Allahû Teâlâ da onu seviyor demektir ve Allah yetiyor.

Veysel Karani Hazretleri’ne biri sorar:
“Nasılsınız?” 
Cevap mânidardır:
“Akşama çıkacağını bilmeyen biri nasıl olursa!”
Sevenleri ısrarla nasihat isterler. O gülümser:
“Allahû Teâlâ’yı bilir misiniz?”
“Evet biliriz.”
“Öyleyse başka şeyleri bilmeseniz de olur.”
“Efendim bir nasihat daha.”
Allahû Teâlâ sizi bilir mi?”
“Elbette bilir.” 
“Öyleyse başkaları bilmese de olur.”

Ne dersin birgün biz de “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.” deyip içimizde hissedebilir miyiz bilinmez ama…  “Allah’ıma Şükür Kurtuldum.” demek en güzeli olur.☺

Hiç yorum yok :(

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Poll
Voting to make decisions or determine opinions
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles
Open List
Open List
Ranked List
Ranked List
Video
Youtube, Vimeo or Vine Embeds
Audio
Soundcloud or Mixcloud Embeds
Image
Photo or GIF
Gif
GIF format