Ben Nankörmüşüm, Ya Sen?

Sallanan koltukta kitap okumaya bayılırım çünkü en fazla beşinci dakikadan sonra elinden kitap düşer yerine ninnilerden bir radyo çalar. Ama bugün rekoru kırdım ve uyumadım ve sanırsam altıncı dakikadan sonra gözüm karşı apartmanın kiremit çatısında dans eden iki güvercine takıldı. Onlar gibi uçmak istedim. İş bulma sıkıntısını, sınavları filan atmak istedim. Haaa bir de ne yiyeceğim derdini. Ben felaket acıkırım. Arkadaşlarla açık büfe otele gitmiştik inanmayacaksınız 8 tabak ana yemekten yemiştim. N’apayım ölmeyecek kadar yedim arkadaş. Neyse baktım güvercinlere ve dedim ki şunlara bak ya tek yaptıkları kanat çırpmak ve yükseklerde uçarak kâinatı temaşa etmek. Dünyanın sıkıntısını biz çekiyoruz hayvanlarda böyle bir sıkıntı yok ki.
Ben bunları düşünürken güvercinler gözden kayboldu. Beni de düşüncelerde boğulmaya terk ettiler. Geçmişten gelen elemler, gelecekten olan endişeler, kaygılar sardı dört bir yanımı. Hâlbuki hayvanlarda böyle bir durum söz konusu değil. Ne geçmişten gelen elemler, teessüfler var ne de gelecek endişesi. Üzülmek yok onların hayatında. Yarın ne yiyeceğim yavrularım aç kalır mı derdi de yok. Onlar sadece vazifelerini yapıyorlar hem de lezzet ve keyifle bıkmadan usanmadan. Eeee hayvan kadar bile olamadık mı şimdi? Biri kulağıma maalesef olamadın dostum dedi.
İşte o an uyanıverdim. Kitap elimden düşmüş yani anlayacağınız uyuya kalmışım yine,
Yerden düşen Risale-i Nur’u aldım oku Serkan oku senden cacık olmaz dedim.10 sayfa kadar ilerledim ve:

“Ey zevk ve lezzete müptela insan!

Ben yetmiş beş yaşımda, binler tecrübelerle ve hüccetlerle ve hadiselerle aynelyakîn bildim ki, hakiki zevk ve elemsiz lezzet ve kedersiz sevinç ve hayattaki saadet yalnız imandadır ve iman hakikatleri dairesinde bulunur. Yoksa dünyevi bir lezzette çok elemler var. Bir üzüm tanesini yedirir, on tokat vurur gibi, hayatın lezzetini kaçırır.”

Üstadım tam isabet Allah senden razı olsun. Benim gibi gafile okkalı bir tokat oldu. Kendimden utandım doğrusu ve güvercinlere sinirlendim gidip sapan alıp bir daha geldiklerinde vuracağım onları diye içimden geçirdim. Yok yok şaka. Ben onlardan bütüncül nazarla bakıldığında binlerce kez daha kıymetli cihazatlarla donatılmışım. Şikâyetimi geri aldım ve baktım ki cansız maddeler niçin biz bitki olmadık diye şikâyet etmiyorlar. Hâllerine şükrediyorlar.

Bitkiler de niçin hayvan olmadım diye şikâyet etmiyorlar. Onlarda kendilerine verilen o vücutları ile beraber hayata mazhar olduklarından hakları sadece şükrandır.

Hayvanlar ise niçin insan olamadım diye şikâyet edemezler. Onlarda hayat ve vücut ile beraber kıymettar bir ruh cevheri onlara verildiği için hakları yine şükrandır.

Şimdi kendimizi bunlarla kıyas edelim ve herkes kendi nefsine seslensin. HAZIR MISINIZ?

Ey şikâyet eden insan! Sen vücutsuz kalmadın, vücut nimetini giydin, hayatı tattın, cansız kalmadın, hayvan olmadın, İslamiyet nimetini buldun, dalalette kalmadın, sıhhat ve selamet nimetini gördün ve hakeza…

Ey nankör! Daha sen nerede hak kazanıyorsun ki, Cenab-ı Hakk’ın sana verdiği mahz-ı nimet olan vücut mertebelerine mukabil şükretmeyerek, olması mümkün fakat imkânat ve ademiyet nev’inde ve senin eline geçmediği ve sen layık olmadığın yüksek nimetlerin sana verilmediğinden, batıl bir hırsla Cenab-ı Hak’tan şikâyet ediyorsun ve nankörlük ediyorsun?

Acaba bir adam, minare başına çıkmak gibi yüksek derecatlı bir mertebeye çıksın, büyük makam bulsun, her basamakta büyük bir nimet görsün; o nimetleri verene şükretmesin ve desin: “Niçin o minareden daha yükseğine çıkamadım?” diye şikâyet ederek ağlayıp sızlasın. Ne kadar haksızlık eder ve ne kadar nankör duruma düşer, ne kadar büyük divanelik eder; divaneler dahi anlar.

Ey kanaatsiz, hırslı ve iktisatsız, israflı ve haksız, şekvalı, gafil insan! Kat’iyen bil ki, kanaat, ticaretli bir şükrandır; hırs, hasaretli (zararlı) bir küfrandır(nankörlüktür). Ve iktisat, nimete güzel ve menfaatli bir ihtiramdır (saygıdır). İsraf ise, nimete çirkin ve zararlı bir istihfaftır (küçümseme). Eğer aklın varsa kanaate alış ve rızaya çalış. Tahammül etmezsen, “Ya Sabur” de ve sabır iste, hakkına razı ol, şikâyet etme. Kimden kime şikâyet ettiğini bil, sus. Herhâlde şekva(şikâyet) etmek istersen, nefsini Cenab-ı Hakka şekva et; çünkü kusur ondadır.

Tahminimce artık şimdi ne yapmam gerekiyor diye soruyorsunuz kendinize. Tek yapman gerek vazifelerini gözden geçirmen. İlk vazifen teşekkür etmek. En güzel teşekkür ise NAMAZda değil mi?

Kaynak: Sözler Köşkü

 


 

Hiç yorum yok :(

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Poll
Voting to make decisions or determine opinions
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles
Open List
Open List
Ranked List
Ranked List
Video
Youtube, Vimeo or Vine Embeds
Audio
Soundcloud or Mixcloud Embeds
Image
Photo or GIF
Gif
GIF format