İnsandan Düşünmesi İstenen 4 Ayet

Tefekkür, varlıklara Allah namına bakmaktır. Şüphesiz, pencereye bakmakla pencereden bakmak bir değildir. Pencereye bakanlar lekeleri görür, pencereden bakanlar ise, güzellikleri seyrederler. Tefekkür, mevcudat pencerelerinden Allah’ın isim ve sıfatlarına nazar etmektir. Her bir varlık, Allah’tan bir mektuptur.

1) “De ki; size sâde bir tek öğüt vereceğim: Allah için ikişer ikişer, birer birer kalkıp (huzurunda) durun, sonra iyi düşünün!” (Sebe’ Sûresi 46)

Hz. Peygamber, müşrik muhataplarına tek tek veya topluca Allah’a kulluk etmelerini, Allah Teâlâ’nın ve yarattıklarının azametini iyi düşünmelerini öğütlüyor. Sade bu bir tek öğüdü tutmaları halinde bile gerçekleri kavrayacaklarını ve nasıl davranmaları gerektiğini anlayacaklarını hatırlatıyor. Yani işin, kulluk ve derin bir tefekkürde odaklaştığını belirtiyor.
Tefekkür, dürüstlüğün fikrî yönünü yani temelini teşkil etmektedir.

ay çiçekleri


2) “Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde akıl sahipleri için (Allah’ın birliğine, yüce kudretine delâlet eden) âyetler vardır. Onlar ki ayakta iken, otururken, yanları üzerine yatarkan Allah’ı zikrederler, göklerle yerin yaratılışını düşünürler de, ‘Rabbimiz, bunu boş yere yaratmadın, sen (tüm kusurlardan) münezzehsin, bizi cehennem azabından koru’ derler.” ( Al-i İmrân Sûresi 190-191)

Göklerin ve yeryüzünün yaratılışında, gece ile gündüzün değişiminde aklı tam olanlar yani iyi düşünebilenler için Allah Teâlâ’nın yüce kudretini gösteren işaretler vardır. Bu gerçeği yakalayabilmek için kâinatı tanımaya yönelik ilmî araştırmalar gerekir. Yani ilim ile dini birlikte götürmek lâzımdır.
Kulluğu en mükemmel şekilde yaşayanlar, Allah’ı her zaman anarlar, göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler, bütün bunların boşuna olmadığını itiraf ederek yüce yaratıcıyı her türlü noksanlıktan tenzih ederler. Sonunda da o kudret ve kemal sahibi Allah’tan kusurlarını bağışlamasını ve kendilerini cehennemden korumasını dilerler.
Kâinattaki akıllara durgunluk veren nizâm fevkalâde ince hesaplara bağlıdır. Böylesine bir hesabın olağanüstü işleyişi kesinlikle tesadüf eseri olamaz. Bu gerçekleri, akılları sağlam olan insanlar anlar ve Allah’a inanırlar. Bilimsel tetkikler de insanı aynı sonuca götürür.
“Allah’ı zikrederler” ifadesi dilin kulluğunu; “ayaktayken, otururken ve yatarken” ifadesi organların kulluğunu; “göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler” cümlesi de kalbin, dimağın ve ruhun kulluğunu ifade etmektedir.

namaz kılan iki adam


3) “Onlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bak(ıp ibret al)mazlar mı? Sen hatırlat. Zira sen sâde bir hatırlatıcısın.” (Gâşiye Sûresi 17-21)

Çöl ortamında deveden semâya, dağlardan yeryüzüne dikkat çekilerek insanların düşünceye davet edilmesi fevkalâde etkili bir çağrıdır. Yalnız başına devesiyle yolculuk yapmakta olan bir Arabın, böylesine bir düşünce havası içinde gece-gündüz yol aldığı tasavvur edilince o insanın kainatla nasıl bütünleşeceği, Allah’ın yüce kudretiyle nasıl çepeçevre kuşatılmış olacağı kolaylıkla anlaşılacaktır. Bu örnekteki gibi her insan etrafına dikkatlice bakarsa Allah’ın kudret eserlerinin ona onları yaratıp şekillendiren ve hikmetli gayelerle vazifelendiren yaratıcılarını anlattıklarını, kendilerine mahsus dillerle Allah’ı tanıttıklarını görecektir. Önemli olan düşünebilmektir. Zira yaratıcının kudreti konusunda en ciddi uyarıcı kâinattır. Peygamber’in aslî görevi de hatırlatmaktan ibarettir.

çölde bedevi


4) “Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden önce yaşayanların kötü sonlarına bakmazlar mı? Allah onları yerle bir etmiştir. Kâfirleri de aynı azab beklemektedir.” (Muhammed Sûresi 10)

Yüce Yaratıcı’nın kudretini gösteren kâinatta, inkarcıların acı sonlarını gösteren kalıntılar, insanlara uyarıcı mesajlar sunmaktadır. Yeryüzünü gezip dolaşanların bu mesajları alması, onlara ibret nazarıyla bakabilmelerine bağlıdır. Her yaratığın ve her kalıntının insanı uyarıp yaratanını tanımasını istediği bir ortamda her şeye gözlerini kapatıp, kulaklarını tıkayıp imansız dolaşmak kesinlikle bir kurtuluş değil, tam bir felâkettir. Bu tutum, önceki inkarcıların başına gelenlere razı olmaktır. Uyanmak isteyen, inanmak isteyen, kurtulmak isteyen; düşünmek, iyi düşünmek zorundadır.

uzun yol


Hiç yorum yok :(

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Poll
Voting to make decisions or determine opinions
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles
Open List
Open List
Ranked List
Ranked List
Video
Youtube, Vimeo or Vine Embeds
Audio
Soundcloud or Mixcloud Embeds
Image
Photo or GIF
Gif
GIF format