Kader Hakkında Bilinmesi Gereken 8 Sır

Hepimizin merak ettiği kader meselesi imanın esaslarındandır.

Kader, “Cenab-ı Hakk’ın, kâinatta olmuş ve olacak her şeyi, bütün vasıflarıyla, bütün halleriyle ezelde bilmesi ve daha onu yaratmadan önce, her şeyiyle, levh-i mahfuz denilen kader levhasında yazmış olmasıdır.”

Kader ile bağlantılı bir diğer önemli kavram ise cüz’i irade kavramıdır.

Cüz’i İrade ise, “Allah tarafından insana verilen, dilediği gibi hareket edebilme yeteneği ve seçme serbestliğidir.”

1) Nasıl Bakmalıyız?

Kader ve cüz-i irade, İslamiyet’in ve imanın nihayet sınırını gösteren, hâlî ve vicdanî olan bir imanın parçalarındandır.

“Yani, mü’min, her şeyi, hattâ fiilini, nefsini Cenâb-ı Hakka vere vere, tâ nihayette teklif ve mes’uliyetten kurtulmamak için, cüz-ü ihtiyarî önüne çıkıyor; ona “Mes’ul ve mükellefsin” der. Sonra, ondan sudur eden iyilikler ve kemâlâtla mağrur olmamak için, kader karşısına geliyor; der: “Haddini bil, yapan sen değilsin.”

Kader, nefsi gururdan; cüz-i ihtiyari de nefsi sorumsuzluktan kurtarmak içindir. Yani –tam tersi şekilde- inatçı nefsimizle işlediğimiz günahların mesuliyetinden kurtulmak için kaderi suçlamak yanlış olduğu gibi bize ikram edilen iyilik ve güzelliklerle gururlanıp onları kendi cüz-i irademizden bilip Allah’ı unutmak bütün bütün kaderin sırrına ve cüz-i iradenin hikmetine zıt bir iştir.

minik bisiklet manzara


2)  Kader hüznün ilacıdır!

Kaderi tam olarak anlayamayan ve iman zayıflığından dolayı hadiseler karşısında güçlü olamayan halk arasında, kaderin şöyle bir kullanım alanı vardır ki: geçmişteki olaylar ve musibetler için “kaderimde varmış” diyerek teselli olarak ümitsizlikten ve hüzünden kurtulabilirler.

Ancak geleceğe yönelik olarak ” günaha girmek kaderimde varsa girerim” diyerek insan günahlara dalamaz veya “kaderimde varsa olur” diyerek çalışmayı bırakamaz, tembellik edemez.

deniz üstünde balon


3)  İnsan günahından tamamen mesuldür!

Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz’in dediği gibi, insan günahlarından tamamen mesuldür. Çünkü günahı cüz’i iradesiyle seçip, günaha yönelen, günahı talep eden odur.
Günahlar tahribat türünden olduğu için insan bir kötülük ile çok yıkımlara sebep olabilir ve müthiş bir cezayı hak eder. Küçük bir kibritle koca evi yakmak gibi.
Meselâ birkaç kelime gıybet ve iftira ailelerin yuvalarını yıkabilir hatta -Allah muhafaza etsin- cinayetlere sebep olabilir. Sadece birkaç kelime!

sonbahar zamanında banklarda yaprak


4) Bazen küçük bir günah bütün kâinatı şikayetçi eder!

Büyük bir gemi düşünelim. Nasıl ki bu büyük geminin dümencisi, vazifesini yerine getirmezse gemi gark olup bütün işçilerin çalışmalarının sonucu iptal olur. Bir görevin yokluğu görevlerini yapanların çalışmalarının sonucunu dahi yani hepsini tahrib edip zâyi ediyor. Öyle de: Küfür gerçekte bir günahtır. Fakat, bütün kâinatı kıymetsizlikle ve abesiyetle aşağılamak ve Allah’ın varlığının, birliğinin delillerini gösteren bütün mevcudatı yalanlamak ve Allah’ın güzel isimlerinin tecellisi olan her şeyi küçümsemek olduğundan, bütün kâinatın ve mevcudatın ve esma-i İlahiyenin hakkına tecavüzdür. Ve kâfirler bu yaptıklarına karşılık müthiş bir cezayı hak eder.

beyaz papatya çiçeği


5)  İnsanın yaptığı iyilik ve sevaplarla övünmeye hakkı yoktur!

İyiliği isteyen, gerekli kılan Allah’ın rahmetidir ve onu meydana getiren Allah’ın kudretidir. Yani iyilik ve güzellikleri insandan istemek, iyiliğe davet etmek, iyiliğe sebep, iyiliği meydana getirmek Hak’tandır.

“İnsan yalnız dua ile, iman ile, şuur ile, rıza ile onlara sahib olur. Fakat seyyiatı(günahları) isteyen, nefs-i insaniyedir.”

Nasıl ki güneşin beyaz, güzel ışığında bazı maddeler kararır, çürüyüp kokar. O siyahlık o maddeye ait bir özellik, kabiliyettir. Fakat o zahiri çirkinliği; çok faydaları, gayeleri içine alan bir kanun-i İlahi ile yaratan yine Hak’tır.

“Demek sebebiyet ve sual nefistendir ki, mes’uliyeti o çeker. Hakk’a ait olan halk(yaratmak) ve icad ise, daha başka güzel netice ve meyveleri olduğu için güzeldir, hayırdır.”

su bardak içinde origami


6)  Allah’ın yaratmasında şer ve çirkinlik yoktur!

“Kesb-i şer(O şerri isteyip ona yönelmek), şerdir; halk-ı şer(şerri yaratmak), şer değildir. “

Nasıl ki pek çok faydayı içine alan bir yağmurdan zarar gören tembel bir adam diyemez: “Yağmur rahmet değil”. Öyle de yaratmak ve icadda, küçük bir şerle beraber birçok hayır vardır. Küçük bir şer için birçok hayırları terk etmek, büyük bir şer olur. Birçok faydaya vesile olan o şer gibi gözüken iş, aslında hayır hükmüne geçer.
Yani Allah’ın yaratmasında şer ve çirkinlik yoktur. Burada şer ve çirkin olan şey, kulun o kötülüğe yönelip onu yapmak istemesinde ve o kötülüğü kendi cüz-i iradesiyle tercih etmesindedir.

kırmızı çiçekler


7)  Kader-i İlahî her durumda şerden ve çirkinlikten münezzehtir!

Kader-i İlahi, neticeleri ve meyveleriyle şerden ve çirkinlikten münezzeh ve uzak olduğu gibi sebepleri itibariyle de zulümden ve çirkinlikten uzaktır.
Çünkü kader hükmederken asıl ve hakiki sebeplere bakar, adalet eder. Oysa insanlar zahiri ve görünüşteki sebeplere bakarak hüküm verirler, kader adalet ederken insanlar zulme düşebilirler.

“Meselâ: Hâkim seni sirkatle(hırsızlıkla) mahkûm edip hapsetti. Halbuki sen sârık(hırsız) değilsin. Fakat kimse bilmez gizli bir katlin var. İşte kader-i İlahî dahi seni o hapisle mahkûm etmiş. Fakat kader, o gizli katlin için mahkûm edip adalet etmiş. Hâkim ise, sen ondan masum olduğun sirkate(hırsızlığa) binaen mahkûm ettiği için zulmetmiştir.”

Yani bu olayda hakim zulmetse de kader adalet etmiştir. Bizim de böyle başımıza gelen musibetlerin arkasında gizli kalmış, cezası verilmemiş günahlarımız olduğunu unutmamak gerekir.

pembe pembe güller


8)  Övünmek yerine şükret!

Bir insan sürekli Allah’ın gözetimi altında olduğunu unutmayan birisi ise ve mükemmel bir iman sahibi ise, kâinatı ve nefsini Cenâb-ı Hakk’a verir yani O’nun tasarrufunda, idaresinde, yönetiminde bilir; o vakit cüz-i iradesine dayanarak mes’uliyeti, sorumluluğu üstlenir. Günahları kendinden kabul edip Rabbi’ni takdis eder, eksikliklerden uzak bilir. Kulluk dairesinde kalıp Allah’ın sorumlu tuttuklarını üstlenir. Hem kendinde meydana gelen güzellikler, iyilikler ve sevaplarla gururlanmak yerine kadere bakar. Övünmek yerine şükreder. Başına gelen musibetlerde kaderi görür, sabreder.

gül bahçesi

Bu yazı Risale-i Nur tefsirlerinden Sözler/ 26. Söz’den yararlanılarak hazırlanmıştır.


Hiç yorum yok :(

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Poll
Voting to make decisions or determine opinions
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles
Open List
Open List
Ranked List
Ranked List
Video
Youtube, Vimeo or Vine Embeds
Audio
Soundcloud or Mixcloud Embeds
Image
Photo or GIF
Gif
GIF format