Su Hakkında Bilmediğiniz 8 Şey

1) İnsan, oluşumu itibariyle her an suya ihtiyaç duyar.

Bütün yaratılmışların ve canlılık olaylarının gerçekleşmesi için suya ihtiyaç vardır. Vücudumuzdaki olayların gerçekleşmesi için gerekli olan temel besin sudur. Her yaşa göre insan vücudunda bulunan su miktarı farklılık gösterir. Embriyo hâlindeyken vücuttaki su oranı %95 civarındayken yaşlılık döneminde bu miktar %50’lere kadar düşebilmektedir. İnsan beyninin ağırlığı ortalama 1.4 kilodur. Diğer yumuşak dokuların yaklaşık yüzde 75’i sudan oluşur, ama beynin yüzde 85’i sudur ve su kaybına aşırı duyarlıdır. Vücutta su kaybının başlanması ile sıkıntıların meydana çıkması kaçınılmazdır. Aynı zamanda organların işlevlerini rahatça yerine getirmelerini de engellemiş oluruz. Doktor Fereydoon BATMANGHELıDJ‘in yaptığı açıklamalara göre; astım, alerji, hipertansiyon, kabızlık, tip 2 diyabet, bağışıklık sistemi hastalıkları, bu rahatsızlıkların hepsi vücudun bölgesel veya genel su yetersizliğiyle birlikte kimyasal değişikliklere bağlı olarak çürüme başlangıcının belirtileridir. İnsanın bu su dengesiyle yaratılmış olması tesadüf olabilir mi? Yook yok bence olsa olsa tevafuktur bu. ☺

“O, göklerin ve yeryüzünün mülkü (hükümranlığı) kendisine ait olandır. Çocuk edinmemiştir. Mülkünde hiçbir ortağı da yoktur. O, her şeyi yaratmış ve yarattığı o şeyleri bir ölçüye göre takdir etmiştir.”

(Furkan Suresi, 2. Ayet)

2) Suyun da bir hafızası vardır.
Suyun hafızasıyla ilgili ilk açıklamaları 1988 yılında Fransız bilim adamı Jacques Benveniste tarafından yayımlandı. Bilim dünyası bunu ilk başta kabullenemese de ilerleyen zamanlarda Dr. Masaru Emoto sözcüklerin ve duyguların su üzerindeki yapısal değişikleri üzerinde çalışarak bilim dünyasını şaşırtmayı başardı. Yine de bu konu şüpheli olmaktan çıkamadı. Almanya’daki Stuttgart Üniversitesi 2013 yılında bu konu üzerine gitti ve Jacques Benveniste’nin tüm araştırmalarını yeniden yaparak aynı sonuçlara ulaştı. Aynı kaynaktaki suları farklı öğrencilere dağıtarak suların donduklarında farklı kristal yapıda olmaları konusu yine gündeme geldi. Bu durum Dr. Masaru Emoto‘nun yaptığı çalışmayı destekliyordu. Vücudumuza bakacak olursak her yaşa göre su seviyemizde farklılıklar olduğunu bir önceki maddede belirttik. Şimdi de sözcüklerin ve duyguların suyu ne denli etkilediğini bir nebze olsun anlayabiliyorsak suyun bizi de ne kadar etkileyebileceğini düşünmenin vakti gelmiş demektir. Ne demiş Bediüzzaman Said Nursi “Güzel gören, güzel düşünür, güzel düşünen, hayatından lezzet alır.” Bizlerin işi de o vakit güzel görüp, güzel sözlerle mukabele etme olsuun. Hadi bakalım!

 3) Dehidra(ta)syon sonucu vücudun etkilenmemesi için düzenli su içmek gerekir.
Dehidrasyon, bedenin gerekenden fazla sıvı kaybetmesi anlamına gelmektedir. Verilen sıvı miktarı, alınan sıvı miktarından çok ise dehidrasyon ortaya çıkar ve ciddi manada sıvı kaybı olursa vücut alarm vermeye başlar. Ölümle sonuçlanma ihtimaliyle de karşı karşıya gelinebilir. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim KÜÇÜKUSTA, dehidratasyonun başlıca iki nedeni olduğunu belirtmiştir. “Birincisi, vücuttan fazla sıvı kaybedilmesidir. Kusma ve ishaller, fazla idrara çıkma, aşırı terleme ve yüksek ateş gibi. İkincisi ise bulantı, iştahsızlık gibi nedenlerle yeteri kadar sıvı alınamamasıdır. Yeteri kadar sıvı alınmadığı takdirde sıcak havada yapılan ağır egzersiz ve sporlar da dehidratasyona yol açabilir.” dedi. Demek ki sıvı alımı şart. O hâlde vücudun susuz kaldığını nereden bilebiliriz? Bu konuda da Prof. Dr. KÜÇÜKUSTA:

  • Ağzın ve dudakların kuruması, tükürüğün azalması ve daha yapışkan olmaya başlaması
  • Bebeklerde bıngıldakların içeriye doğru çökmesi.
  • İdrar miktarının azalmaya ve idrar renginin koyulaşmaya başlaması
  • Derinin kuruması ve terlemenin ortadan kalkması
  • Susama hissi
  • Halsizlik, bitkinlik, iştahsızlık, uyku hâli
  • Baş ağrısı, baş dönmesi, çarpıntı, karın ağrısı
  • Dehidratasyonun dercesine göre uyku hâlinden komaya kadar giden bilinç değişiklikleri.

Vücudumuzun susuz kalmasının ilk belirtilerinden biri kan basıncımızın, yani tansiyonumuzun düşmeye başlaması ve kalp atışlarının hızlanması olduğunu belirtmiştir.

4) Düzenli su içmek cildi gençleştirir ve yaşlılık belirtilerinin azalmasında etkilidir.
Düzenli su içmenin hiç kuşkusuz bir çok faydası vardır. Bu maddedeki faydanın özellikle bayanları yakından ilgilendirdiğini düşünüyorum. ☺ İngiltere’de yaşayan migren hastası Sarah SMITH, doktoru ve diyetisyeninin tavsiyesi ile kahve ve alkolü kesip 4 hafta boyunca günde 3 litre su tüketmiştir. Değişimini de gözlemek için her gün yüzünün fotoğrafını çekip ne kadar düzelme olduğunu gözler önüne sermiştir. Kırışıklıkları ciddi ölçüde azalmış, yüzü daha genç bir görünüm almıştır. Baş ağrısının azalması, daha enerjik oluşu ve konsantrasyonunun artması gibi güzelliklerle de nasibini almıştır.

5) Su kaynaklarının sonu gelse, suyumuz bitiverse, gökten yağmur, kar, dolu vb, hiçbir şey inmese ne olurdu?
Su kaynakları tükeniverse ne olurdu? Bizdeki ilk tepki herhâlde şoka uğramak olurdu. Ne de olsa sudan bahsediyoruz. Hani “sudan sebepler” derler ya ama suyu basite indirgerler. Gerçekten su bu kadar basit olabilir mi? Bir an suyun hiçbir şekilde ortamda bulunmadığını düşünelim. Vücudun %50’den fazlası (her yaşa hitap için) su bu oranı korumak önemli. Ama su yoksa nasıl korunacak ki? Vücudun çalışması için su gerekli, temizlik için su gerekli, doğanın canlılığını koruması için su gerekli, denizlerde-göllerde orada burada hayvanların bitkilerin yaşamını sürdürmesi için su gerekli. O değil de denizin bulunduğu yerlerde yaşayan insanlar nereye bakıp rahatlayacak? Yani her şey için su gerekli.

Peki su çekiliverse, suyu ne getirecek geri?

“De ki: ‘Söyleyin bakalım: Suyunuz çekiliverse, size kim temiz bir akar su getirir?'”

(Mülk Suresi, 30. Ayet)

Allah istemedikçe, dilemedikçe HİÇBİR ŞEY.

“Biz, rüzgârları aşılayıcı olarak gönderdik ve gökten bir su indirdik de onunla su ihtiyacınızı karşıladık. (Biz bunları yapmasaydık) siz onu (yeterli) suyu depolayamazdınız.”

(Hicr Suresi 22. Ayet)

Hicr Suresi, 22. ayete bakıp suyun varlığına kocaman bir ELHAMDÜLİLLAH deme vakti geldi bence. Yanii bence. ☺

6) Suyun üstten donmaya başlaması canlılık için mükemmel bir detaydır.
Su donmaya her zaman yüzeyden başlar. Suyun yoğunluğu, buzun yoğunluğundan daha büyük olduğu için buz dibe batmaz, suda yüzer. Su gibi donduğunda yoğunluğu azalan başka elementlerin alaşımlarında da bulunmaktadır fakat bu nadirdir. Ama bizim konumuz suyun donması. Suyun üstten donmaya başlaması tesadüf mü? Eğer su üstten donmasaydı suların büyük kısmı donardı. Bu sebeple göllerde ve denizlerde hiçbir yaşam kalmazdı. Bu da Dünya üzerindeki dengenin bozulmasına sebebiyet verirdi. Suyun yüzeyde donmasıyla denizlerde, göllerde hayatın devam etmesi sağlanmış oluyor.

7) Aç mısınız yoksa susuz mu?
Aç veya susuz oluşumuzla ilgili bazen muallakta kalırız. Bunun sebebi açlık ve susuzluk duygusunun aynı bölgede hissedilmesidir. Dr. Fereydoon BATMANGHELıDJ bu konuda: “Açlık ve susuzluk duygularını ayırt etmenin en iyi yolu yemekten önce su içmektir. Bazı hayvan türleri bunu yapar. Su içeriği fazla olan bitkilerle beslenseler bile, sabah erken saatlerde otlamaya gitmeden önce bir su kaynağına giderler. İnsanlarda bu alışkanlık tersine dönmüştür.” demiştir ve her yemekten yarım saat önce ve iki buçuk saat sonra ikişer bardak su içilmesini önermiştir. Çünkü vücudun açlık ve susuzluk duygularını birbirinden ayırması yaklaşık olarak yarım saat sürer. Bu süre sonucunda insan susuz veya aç olduğunun farkına varır. Eğer birey susuzluk çekiyorsa bu sürenin sonucunda kendini tok hissedecek ve yalnızca besin gereksinimi olduğunda yemek yiyecektir.

8) İçtiğimiz suların güvenilirliğini nasıl anlayabiliriz?

İçtiğimiz sulardan sağlıklı ve güvenilir olanı, Dünya Sağlık Örgütü’nün “İçme Suyu Rehberi” ile uyumlu olan sudur.  Şişelenmiş sularda en sağlıklı olan şişe türünün cam olmasına dikkat edilmelidir. Plastik kullanılacaksa bile aynı şişeyi bir çok defa kullanılmamasına özen gösterilmelidir. Etiket okuma gibi bir alışkanlığımız olmadığı için etikete bakmıyoruz fakat sağlığımızı önemsiyorsak dışarıdan satın aldığımız sularda etikete bakmayı ihmal etmemeliyiz. Suyun içindeki kalsiyum miktarı 250mg , magnezyum miktarı 75 miligrama yakınlığı suyun sağlıklı oluşunu belirtmektedir. Ayrıca bikarbonat miktarının da 600 miligramın üzerinde olması sağlık açısından iyidir.

pH miktarı ile de suyun güvenilirliğini test edebiliriz. pH suyun asitlik derecesini ölçmemizi sağlar. pH, 0 ile 14 arasında değerler alır. 7 suyun nötr olduğunu, 0-7 arası suyun asidik olduğunu, 7-14 arası da suyun alkalik olduğunu bildirmektedir. İdeal pH değeri 7,5 ile 8,5 arasında oluşu (hafif alkali su) suyun sağlıklı olduğunu gösterir. Suların pH değerini merak edenler pH ölçer sıvılar satılmaktadır. Bu sıvıya ulaştığı müddetçe eline geçen bütün suların pH’ını rahatlıkla ölçebilir.

Hiç yorum yok :(

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Poll
Voting to make decisions or determine opinions
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles
Open List
Open List
Ranked List
Ranked List
Video
Youtube, Vimeo or Vine Embeds
Audio
Soundcloud or Mixcloud Embeds
Image
Photo or GIF
Gif
GIF format